Bekleyiş



Zaman mı çok çabuk geçiyor yoksa bana mı öyle geliyor? İzafiyet teorisinin içinde sıkışmış hissediyorum bugünlerde kendimi. Teori, "zaman kavramı yaşa göre değişiyor" diyor ya, ispatı bile var; 1 yaşındayken 1/24 = 0,0416, 27 yaşındayken 27/24=1,125. Doğru galiba, akrebin yelkovanla yarışı gittikçe hızlanıyor.

Zaman inadına hızlandıkça ezber bozan bir yaşama olan arzum her geçen gün iştahlanıyor. Öyle çok büyük değişiklikler yapmak ya da beklentilerimi karmaşıklaştırmak demek değil bu söylediğim. Daha fazla madde bağımlısı olarak, ne için olduğunu bilmeden koşuşturarak, kaçan mevsimlerle beraber herşeyi es geçmek değil de; daha sade ve sadeliğin içinde zengin yaşamak... Zenginliğinin hammaddesi huzur olan bir yaşam...

Huzur... Dile gelmesi bile ruhu nadasa bırakmaya yetiyor, sonrası hasat... Tüm bunlar için beklemeyi öğrenmem gerek, boşlukta yolunu şaşırmış kaderini bekleyen biri olarak değil, yolunu bulmak için sabreden biri gibi... Telaşsız... Sakin... Düşünceli...

Ama en önemlisi "kavgayı bırakmanın zamanı geldi" cümlesinin farkındalığıyla her yeni güne yenilenmiş olarak başlamak gerektiği! Bazen üzerinde -yalnızca dururken bile - varoluşumu hissettiğim ve yürürken hafiflediğim o yolda adımlar atmak, günlük yaşamın amaçsız koşuşturmacasından ve basit yaşam alışkanlıklarından daha zor görünüyor gözüme, neden mi? Tadı daha güzel, haz değil mutluluk veriyor, bedeli de bir o kadar ağır...

Olsun! Bedelse bedel... Ödemeye razıyım, son günümü düşünüyorum da bu bedeli ödemeden yaşarsam nasıl iyiki yaşamışım diyeceğim? Kaçak güreşmeden yaşamak, tutunmak değil dört elle sarılmak, aldığım her nefes için şükretmek ve herşey için değdi diyebilmek... Bunları hissedeceksem herşey feda olsun bu yola... Akışkanlığa... Varoluşa... Her gün yeniden doğmaya... Ölmeden önce ölmeye...

Zamanın ya gerisinden geldim ya da bir adım önünde yürüdüm... Hiç elele tutuşup yanyana yürümedik, bir de onu deneyelim bakalım neler göreceğiz... İzafiyet teorisine inat yeni bir yaşam kurmak için sabredeceğim, o istediği kadar hızlı akmak için beni çekiştirsin, sürüklesin peşinde, ben her defasında yerden kalkıp koşup ona yetişeceğim. O beni bekleyecek... Ben onu... Ömrüm beklemekle nihayet bulsa bile bileceğim ki hayallerim için tüm bu bekleyişler... Değmez mi? 

i.e.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !