Pygmalion Etkisi - Kendi Kendini Gerçekleyen Kehanet




Kendini doğrulayan kehanet düşüncesi, İngilizcesi "Pygmalion Effect" olan diğer ismini eski bir mitolojik öyküden almaktadır. Kıbrıs prensi, heykeltıraş Pygmalion, tüm kadınların kusurlu olduğunu düşünüp ideal bir kadının heykelini yapmaya çalışır. Galatea adını verdiği bu eser, o kadar güzel olmuştur ki, Pygmalion kendi eserine umutsuzca aşık olur. Tanrıça Venüs'e dua ederek Galatea'nın bir canlıya dönüşmesini diler. Venüs bu dileği yerine getirir ve bu çift bundan sonra mutlu bir şekilde yaşarlar.

Rosenthal ve Lenore Jacobson 18 sınıftan ilkokul çocukları ile çalışmışlar ve her sınıftan eşit sayıda öğrenciyi rastgele seçerek, öğretmenlerine bu çocukların sene içinde entelektüel anlamda çok büyük gelişme gösterebileceklerini belirtmişlerdir. Bu grupta bulunan çocukların genel IQ puanı olarak 4 puan yükseldikleri gözlenmiştir. Rosenthal'a göre, öğretmenlerin neyi, ne şekilde ve ne zaman söylediği, yüz ifadesi, beden dili, belki dokunuşu bile öğrencilere onlardan yüksek performans beklediğini iletmiş olabilir. Bu şekilde gerçekleşen bir iletişim, eğitim tekniklerinde meydana gelen olası değişiklikler ile birlikte öğrencilere kendi benlik kavramlarını, kendi davranışlarından beklentilerini ve motivasyonlarını, kavrayış stil ve yeteneklerini değiştirerek öğrenmelerini desteklemiş olabilir. Söz konusu deneyde öğretmenlerin öğrencilerle geçirdiği vakit arasında bir fark yoktur, ancak ilişkilerin niteliğinde değişiklik gözlenmişti.

Bu kavram profesyonel hayata aktarıldığında, aslında kişinin beklentisini gerçekleştiren bu kehanetin işleyişi yüksek beklentilerin, yüksek performans; düşük beklentilerin de düşük performansa neden olduğu bir döngü halinde gerçekleştiği görülmektedir. Profesyonel hayatta kendini gerçekleştiren kehanet kavramı, 3 temel ilke ile açıklanabilir:

  • Yöneticiler çalışanlar hakkında çeşitli beklentiler oluştururlar.
  • Hedef belirleme, planlama ve geribildirim sağlama gibi süreçler aracılığı ile bu beklentilerini çalışanlara iletirler.
  • Çalışanlar da kendilerinden beklenenler doğrultusunda tepki verme ve davranma eğilimi gösterirler.




Bilinçli veya bilinçsiz olarak kişiler karşılarındakiler ile ilişkilerini beklentileri doğrultusunda yürütür ve davranışlarına beklentileri açığa çıkaracak ipuçları yüklerler. Karşı taraftaki kişiler de, bu ipuçlarından faydalanarak davranışlarını beklentiler ile uyumlu hale getirerek gerçekliği algılama biçimlerine uygun hareket etmeye gayret gösterirler. 

İnsanlar, algıları ile farklı davrandıkları takdirde psikolojik gerilim yaşarlar. Kişi eğer kendisini yetersiz hissediyorsa, algılarında uyumsuzluğa neden olmamak için yetersiz davranacak ve sonuçta, beklentisinin gerçekleştiğini görecektir.

Kişinin kendisine duyduğu güven sürekli olarak artıp azalabilir ve bu kendini gerçekleştiren kehanet haline gelir. Kişi ne kadar başarılı olursa, başarı beklentisi o kadar yüksek olur ve bu şekilde başarı, başarı beklentisini izler. Başarabileceğine inanan kişi başarmak için hareket eder. İki şekilde de inanç kendini doğrular hale gelir. Bu etki Wallenda Faktörü olarak da bilinmektedir. Karl Wallenda adında bir ip cambazı senelerce başarılı gösteriler yaptıktan sonra ipten düşerek hayatını kaybetmiştir. Ölümünden sonra eşi tarafından yapılan açıklamaya göre Karl Wallenda'nın, düşmeden önceki üç ay boyunca tek düşüncesinin ipte yürümek yerine ipten düşmek olduğu ortaya çıkmıştır. Tüm enerjisini ipte yürümek yerine ipten düşmemek üzerine yoğunlaştırmıştır. Sonuç olarak, başarısızlıktan korkulduğunda tüm düşünce, enerji aslında bu noktaya yoğunlaştığından başarıya ulaşmak zorlaşmakta, belki de imkansız hale gelmektedir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !