Transaksiyonel Analiz (Benlik Analizi)




Bugün, yöneticiden astlarıyla etkin iletişim kuran, onlara esin kaynağı olan, yaratıcılıklarını destekleyen, onların özerk olmasını sağlayan bir ekip lideri ve bir koç olması beklenmektedir. Etkili liderlik, bireyin benliğini tanıması ve kendisini yönetmesi ile başlar. Lider, öncelikle kendi potansiyelini geliştirmek, kendi kendisine koçluk yapmak, benliğinin lideri olmak durumundadır. İşletmelerde verilen pek çok ekip ve liderlik geliştirme eğitiminin istenen kalıcı etkiyi bırakmadığı kanısı oldukça yaygındır. Bunun sebebi, bu eğitimlerde verilen bilgilerin bireylerin iç dünyasında yer edinememesidir. Eğitim programlarında verilen mesajlar duygu düzeyine geçemeyip yalnızca düşünce düzeyinde kaldığında, kişisel gelişimi desteklemediğinde kalıcılık göstermez. Kişisel gelişim, farkındalık, kabul ve değişim unsurlarıyla karakterize olur. Farkındalık için bir takım araçlara gerek vardır. Birey, kendisiyle ilgili olarak yapacağı saptamalar için belirli hareket noktalarına ihtiyaç duyar. Bu bağlamda, çeşitli psikoterapi yaklaşımları yöneticiler için uyarlanmıştır. Bunlardan biri de transaksiyonel analizdir.

Transaksiyonel analizin sunduğu zengin araçlar yoluyla bireyin kendisini daha iyi tanıyıp, bunun üzerine kişisel özelliklerinden yola çıkarak kendi kişisel gelişimini kendisinin planlamasını sağlamaktır. Bu araçlar, diğerlerini tanıma açısından yarar getirdiğinden iletişim, ekip ve liderlik geliştirmede son derece faydalı olmaktadır.

Benlik durumları, transaksiyonel analizin en temel kavramıdır ve kişiliğin anlaşılmasında etkili bir araçtır. Benliğin incelenmesi için davranışların gözlemlenmesi ve bunlara ad konması bir yol olabilir. Transaksiyonel analizde üç tip benlik durumundan söz edilir: Ebeveyn, Yetişkin, Çocuk.İş yerimizde herhangi bir davranış ortaya koyarken bu üç benlik durumundan birinden hareket ederiz. Ebeveyn Benlik durumunda iki tip Ebeveyn söz konusudur: Kural koyan Ebeveyn ve koruyan Ebeveyn. Bir yönetici kuralları bildirirken ve kurallara uyulmadığında karşısındakini uyarmak için Ebeveyninin kural koyan yönünü kullanır. Bunu yaparken karşı tarafın Çocuk benliğini yaralıyor, karşı tarafın duygularını görmezden geliyorsa yol göstericilikten suçlayıcılığa geçmiş olur. Koruyan Ebeveyn, yöneticinin yardım götürmesini sağlar. Eğer bu yardım karşı tarafın ihtiyacını karşılamıyor, boğucu ve kısıtlayıcı oluyorsa yardım eden Ebeveyn aşırı koruyucu hale gelmiş demektir. Çocuk benliğimizde içinden geldiği gibi hareket eden özgür Çocuk, kuralları sorgulamaksızın kabul eden bir boyun eğen Çocuk, kendisini zıtlaşma ile ortaya koyan bir Asi Çocuk bulunur. Ancak Yetişkin benlik ile iş birliği içinde olduğunda, boyun eğme ve asilik olumlu yönde kullanılabilir, örneğin sosyal yaşamdaki bazı zorunlulukları yerine getirmek için kendi isteklerinden vazgeçmek ya da karşısındakinin kendini sorgulaması için başkaldırma, kendi isteklerinden vazgeçmemek için ısrar etmek gibi. İşte bu, uyumlu Çocuk benliğimizdir. Hayır diyemeyip zamanını iyi kullanamayan, memnuniyetsizliklerini dile getiremeyen yönetici boyun eğen Çocuk etkisindedir. Asi Çocuk etkisinde sürekli şikayet eden, her şeyi kendi üzerine alıp öfkelenen yönetici karşımıza çıkar. Uyumlu Çocuk, yöneticinin ortama uygun ihtiyaçlar geliştirip sınırlarını dikkate almasını sağladığı gibi tamamen kendi isteklerinden vazgeçmesini de engeller. Özgür Çocuk diğerlerinin sınırlarını aşmamak koşuluyla yöneticinin karizmasında önemli bir etkendir.

İletişim iki kişinin benlik durumları arasındaki alışveriştir, buna etkileşim (transaksiyon) adı verilir. Bugünün liderinin önemli özelliklerinden biri karşısındakinin bireyselliğinden yola çıkmaktır. Bu, esneklik ve davranış çeşitliliğini gerektirir. Etkileşim içinde pek çok seçeneğimiz vardır. Yetişkin-Yetişkin etkileşim bunlar içinde en etkili gibi görünürse de her zaman değildir, bazen başka etkileşim şekilleriyle tamamlanması gerekir. Örneğin, motivasyon geliştirmede Yetişkin-Yetişkin etkileşim etkili bir geri bildirim sağlarken ama sıcak algılanmaz. Yöneticinin Ebeveyn-Çocuk etkileşimi ile takdir ettiğini göstermesi ve Çocuk-Çocuk etkileşim ile duygularını paylaşması bu sıcaklığı getirir. Bu seçenekleri yakalayabilmek için bizim kendimiz, diğeri ve ortam üzerinde sorgulama yapabilmemiz gerekir. Yönetici fonksiyonlarını yerine getirirken ve rollerini icra ederken bu çeşitlilikten yararlandığında daha etkili bir lider davranışı ortaya koyacaktır. Liderlik stillerine göre bireyin kullandığı benlik ve etkileşim şekli de farklılaşır. Baskıcı bir kontrolün hakim olduğu otokratik liderlik stilinde Ebeveyn benlik durumunun olumsuz yönlerinden (suçlayıcı ve aşırı koruyucu) hareket eden ve karşı tarafın Çocuk benlik durumunun olumsuz yönlerini (boyun eğen Çocuk ve asi Çocuk) hedef alan bir iletişim söz konusudur. İnsan ilişkilerine yönelik, destekleyici liderlik stilinde Ebeveyn benlik durumunun olumlu yönlerinden (yol gösteren ve yardım eden) hareket eden ve diğerinin Çocuk benliğini geliştirmeyi hedefleyen etkileşimin yanı sıra Yetişkin-Yetişkin düzeyinde etkileşim de söz konusudur. Karşılıklı birbirini geliştirmenin temel olduğu katılımcı liderlik stilinde ise her iki tarafın bütün benlik durumlarının olumlu yönünü kullandığı iletişim yapısı mevcuttur.

Etkileşim içinde insanlar birbirlerini kabul edip etmediklerine ilişkin mesajlar gönderirler. İnsanlar kabul bildirimi almaya ihtiyaç duyar, olumlu kabul bildirim alamadıklarında, olumsuz bildirimler almak için çalışırlar çünkü herkesin varlığını ortaya koymaya ihtiyacı vardır, olumsuz bile olsa bildirimler almak, bu ihtiyacı karşılar. Kabul bildirimleri ile kendimizi ve karşımızdakini bir yere koyarız. Bu bizim o kişiyle kuracağımız iletişimimizi etkiler. Yaşam pozisyonu adı verilen kendimizi diğerleri karşısında, diğerlerini kendimiz karşısında yerleştirme açısından dört durum söz konusudur: ben + sen + (ben iyiyim, sen iyisin), ben + sen - (ben iyiyim, sen iyi değilsin), ben - sen + (ben iyi değilim, sen iyisin), ben - sen - (ben iyi değilim, sen iyi değilsin). İş yaşamımızda karşımızdakileri ve kendimizi koyduğumuz yere bağlı olarak yönetim tarzımızdan, işimize kadar olan tutumlara kadar pek çok şey etkilenir. Örneğin, ben + sen - (ben iyiyim, sen iyi değilsin) durumunda sadece iş yönelimli, baskıcı, tek başına karar alan bir yönetici söz konusuyken, : ben + sen + (ben iyiyim, sen iyisin) durumunda ise iş ve insan dengesini koruyan, kolay iletişim kurulan katılımcı bir yönetici görmek mümkündür.

Birey diğerleriyle olan ilişkisinde zamanını farklı şekillerde kullanır. Kendini geri çekebilir, kalıplaşmış davranışlarla diğerleriyle ilişki kurabilir, diğerleriyle birlikte çalışabilir, diğerleriyle zaman geçirebilir, güç oyunlara başvurur veya içtenlikle paylaşımda bulunur. İş yaşamı sadece çalışmadan meydana gelmez. Birey, bir iş yerine geldiğinde kabul edilmeyi bekler. Örneğin, yeni gelen birinin gruba tanıtılması gibi kalıplaşmış bir davranış varlığını ortaya koymasını sağlar. Bu tarz kalıplar birlikte zaman geçirmeyi kolaylaştırır. Öğle yemekleri ve aralardaki küçük sohbetlere katılma ile gelen yüzeysel ilişkiler kabul gereksinmesinin karşılanmasını getirir. Ayrıca iletişimi kolaylaştırdığından çalışma içinde bilgi akışını da hızlandırır. Birlikte zaman geçirme bazen içtenlik dolu iş arkadaşlıklarını getirebilir. Bu da kabul gereksinmesinin daha üst düzeyde karşılanmasını sağlar. İş ortamında içtenlik tehlikeli görülebilir çünkü savunmaların ortadan kalkmasını içerebilir. Oysa karşılıklı güvenin oluştuğu bir ekip ortamında performansı artırıcı bir faktördür. İçtenliğin kurulamadığı, bireylerin gereksinmelerini dile getiremediği ortamlarda güç oyunları görülür. Oyunlar, bireyin kendi ve diğerleriyle ilgili inançlarını doğrulamak için tekrarladığı sahnelerdir. Suçlayıcı ya da Aşırıcı Koruyucu Ebeveyn ile Boyun Eğen ve Asi Çocuk arasında oynanır. Örneğin, astını kontrol altında tutmak isteyen aşırı koruyucu yönetici, bağımsızlık gösteren astı karşısında suçlayıcı role girebilir ve sonunda iyiliğini anlaşılmadığı için kendisini önemsenmemiş hissedebilir ve asi çocuğu ile karşı çıkabilir. Hep aynı rolleri üstlenen aynı kişiler de söz konusu olabilir. Toplantılarda tekrarlanan sahneler buna örnek verilebilir: Biri diğerini azarlar, bir başkası ona arka çıkmaya kalkar, çatışma bu iki kişi arasında sürer. Bu sahne her toplantıda tekrarlanır. Oyunlar zaman ve enerji tüketir. Oyunlardan kaçınmanın en iyi yolu farkındalıktır. Hangi benliğimizi kullandığımızın farkında olmak, olumlu ve karşımızdakine uygun benliğimizden hareket ederek etkileşim kurmak bizi oyunlardan uzaklaştırır.

Kaynak: Transaksiyonel Analiz

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !